Bir Eşek Bir Eşeğe Ne Demiş? Mizahi Bir Yorum
Hadi gelin, “Bir eşek bir eşeğe ne demiş?” sorusunun etrafında biraz eğlenelim. Biliyorum, “Evet, yine bir fıkra başı, yine bir Nasrettin Hoca meselesi” diye düşünebilirsiniz ama birazdan size göstereceğim, bu işin mizahi boyutu biraz farklı. Çünkü bu seferki soru, sadece bir şaka değil, hayatın ta kendisi. Ne de olsa ben de İzmir’de yaşayan, arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama içten içe her şeyi fazla düşünen bir insanım. (Evet, tam da bu yüzden bazen düşündükçe, “Vallahi bitti bu iş” diye içimden geçirdiğim olur.)
Eşeklerin Kendi Aralarındaki Sohbetler: Gerçekten Hiçbir Şey Bilmiyoruz
Şimdi, bir eşek bir eşeğe ne demiş? Şöyle bir gözümü kapatıp düşündüm. İzmir’de yaz akşamları, kordon boyunca yürüyüp bir kafeye oturduğumda, bir eşekle diğerinin sohbeti arasında benzerlikler görüyorum. Mesela, diyelim ki iki eşek çok yorgunlar, “Bugün de yine mi aynı çimenleri yedim?” diye şikayet ediyorlardır. “Vallahi bıktım ya, bir de senin o gıcırtılı sesin!”
Şimdi, eşeklerin aralarındaki bu küçük sohbeti düşündüğümde, neden olmasın diye düşündüm. “Bir eşek bir eşeğe ne demiş?” sorusu, aslında bize çok şey anlatan bir soru olabilir. Belki de eşeklerin, bizim en içten, en samimi duygularımızı paylaştıkları bir yerlerde bir araya geldiklerini hayal etmeliyiz. Yani, belki de eşekler de bir yerde bizim gibi sabah işe gitmekten bıkmışlardır. Hani, kahve içecek, bir kahkaha atacak birilerini arıyorlardır ama kimseyi bulamazlar. Belki o yüzden de birbirlerine derin, felsefi, “Hayat ne kadar zor” sohbetleri yapıyorlardır.
Eşeğin Derdi: Bizim Gibiler
Tabii, böyle bir sohbetin içinde eşekler, klasik olarak tüm dünyayı sırtlarında taşıyorlarmış gibi bir hava yaratırlar. Aslında ben, çoğu zaman kendimi de eşek gibi hissediyorum. İşte o an, kafamda şöyle bir düşünce canlanıyor: “Bir eşek bir eşeğe ne demiş?” Bu gerçekten önemli bir soru, çünkü her gün birbirimize yaptığımız espriler ve şakalar arasında hayatta karşımıza çıkan o en “gerçek” meseleleri görebiliyoruz. Mesela, işyerinde birinin yaptığı şakaya gülüyoruz ama aslında orada bir kaygı, bir endişe olduğunu fark etmeden geçiyoruz.
Bir gün, İzmir’in merkezinde, bir kafenin önünde bir grup arkadaşım ve ben oturuyorduk. Kafeye biraz yakın, parkta ise bir grup turistin kocaman sırt çantalarıyla dolaşırken bir yandan da ben içimden “Hadi bakalım, bak yine Türkiye’nin her köşesinden gelen turistlerle büyük şehir hayatının farkına varıyorsunuz” dedim. Tam o sırada, elimdeki kahvemi yudumlarken, bir adam yaklaşarak kafede bizi izleyen kediyi dikkatlice gösterdi. Bu kedinin hareketleri tam bir eşek psikolojisi gibiydi! Kafasını sağa sola sallayarak, insanları izliyordu. İçimden “Bak, o kedinin yerinde olmak var ya!” diye düşündüm. Kedinin ruhunu o kadar iyi anlıyorum ki… Ama sonra birden kediyi özlüyorum. Kedilerin de aslında “bir eşek bir eşeğe ne demiş?” şeklinde bir sohbet yapıp yaptığını merak ediyorum.
İç Sesin Çıkması: “Gerçekten Hayatımda Ne Oluyor?”
Benim gibi espri yapmayı seven insanlar, bazen durumun derinliğini de düşünüyorlar. Her esprinin, her mizahın altında bir anlam yatıyor, bunu anlamak lazım. Kafede arkadaşlarımla sohbet ederken iç sesim yine devreye giriyor:
“Vallahi şu an hayatımın anlamını çözmeye çalışıyorum, bir eşek bir eşeğe ne demiş diye soruyoruz ama ben gerçekten de sabah kahvesini içerken düşündüm. Eşeklerin bunca yıl boyunca bize anlattığı şeyleri daha yeni mi fark ediyorum? Bu mu!?”
Ama içimdeki o ciddi, felsefi yanımı çok fazla sevmediğimi de itiraf etmeliyim. Zaten espri yaparak, hayatı hafife almak, bazen insanı derin düşüncelere sevk edebiliyor. Hani, insanlar “Nasıl ya? Bir espri mi bu?” diye düşünebilir ama bazen hayatta en büyük espriler de aslında derin bir anlam taşır.
Eşeklerin Bize Anlattığı: “Hayatın Gerçekleri”
Bir eşek bir eşeğe ne demiş? Gerçekten de hayatta bazen sormamız gereken bir soru bu. Belki de hayatta kaybettiğimiz şey, sıradan anlarda gözümüze çarpan şeyleri kaçırmamızdır. İki eşek, tıpkı iki insan gibi, günlük streslerden ve rutinlerden bahsedebilir. Fakat iç dünyalarındaki o derin seslerin nasıl bir yapıyı oluşturduğunu, bazen göz ardı edebiliyoruz.
İzmir’in dar sokaklarında yürürken, bana birden geçen bir kedinin ya da köpeğin bakışı, bir sokak müzisyeninin çaldığı şarkı ya da en basitinden bir çocuğun neşesi, işte bu soruyu bana hatırlatıyor. “Bir eşek bir eşeğe ne demiş?” sorusu, aslında bana insanın karşılaştığı her şeyin arkasında bir hikaye olduğunu hatırlatıyor. Belki de eşeklerin sık sık birbirlerine “Ya, bu dünyada kimse bizi umursamıyor. Gel, birlikte derin bir sohbet yapalım” dedikleri o anlar da bizim gibi insanlara bir mesajdır.
Sonuç: Hayatın Şaka Gibi Olması
Sonuç olarak, “Bir eşek bir eşeğe ne demiş?” sorusu, aslında hayatın ne kadar karmaşık ve mizahi olduğunu anlatan çok basit bir soru. İnsanlar, hayatta karşılaştıkları zorluklarla ilgili o kadar çok şikayet ederler ki, aslında şaka yapmayı unuturlar. Ama unutmasınlar, eşekler bile hayatı biraz daha hafife almayı bilir.
Ve işte bu noktada, şunu söylemek gerek: “Bir eşek bir eşeğe ne demiş?” sorusunun cevabı çok basit, ama hayatı anlamlandırmak ve biraz gülümsemek için aslında hepimize lazım bir sorudur.